yani saçma tabi de. kalemle yazamamamı klavye bağımlılığına değil de kadim bir daktilo bağlılığına bağlamak istiyorum. pessoa o kadar sövüyor ki gezmek eylemine şu an gevaş' ta internet kafe köşesindeki varlığım bir utanca dönüşmekli. turizme eyvallahım yok elbet. yaptığım şeyin de ne olduğunu tam da bilemiyorum aslına bakarsak. tek derdim akşam nerede kalacağım mı şu an. bir nevi. şehri olduğu yerde bırakabildim mi? yok. niyetine girmiş miydim? hatırlamıyorum. istanbul' a dönmek ister miyim? hayır. nasıl da açık sorulu cevaplı yazıyorum üslubuma bile yansıdı gezmek daha huzurlu daha rahat. sanırım darlandıklarımdan kurtulmaklığımdır. ağustos' ta dönmek istiyorum. yani hiç dönmemecesine değil tabii ki. yani belki de dönemem, evet ama dönmek istiyorum. dönmezsem anlamsızlaşır eylemim. anlam, atfedilense, atfeden ben olayım isterim. ama eylemin niyeti ne kadar önceleyebileceği hakkında deniyorum yanılıyorum. iyi ki istanbul' da değilim. ama iyi ki iran yolunda mıyım? ya da iyi ki geziyor muyum? istanbul' da olmamanın tek alternatifi gezmek mi? baya kafam karışıkmış keşke yazmaya başlamasaydım.
bütün annelerin gözlerinden öpüyorum. ben çok iyiyim. keyfim gayet yerinde. biraz yalnızım. keşke daha yazılası bir ortam edinebilseydim.bu yazımı tatvan - van feribotunda beni motor dairesine çay içmeye davet edip gürültüden iletişimsizliğin zirvesini yaşatan ve bana dünyanın en suskun ve gürültülü sohbetini deneyimleten amcalara ithaf ediyorum. ben alienation neymiş gördüm. daha da marx okumam. bi türlü başlayamamıştım zatı.
bir şey daha diyeyim. ben baya yoğun yaşıyorum. yani normal bir şehir hayatının haftada ya da ayda bir kere sunduğu gerçekliğin perdesinin sıyrılması olayını günde 8 kere yaşıyorum. anlatılacak şeyler mi bilemiyorum. yazayım diyorum kalemle yazmaya gerçekten alışık değilim, anlatamıyorum. telefon? heyecanım fazla karışıyor kimle konuşsam bi saçmalıyorum. paylaşılamayanın peşiyse yol, baya ben yol' a koyuldum. ama aşk da bu yaşamaya "intrinsic" -oh, dear- yarım kalmışlığı, paylaşılamazlığı artırıyor. valla ben daha bi şey anlamadım. yani bir imgeler sürüsü var, hoşgelmişler, ama tam da bir teslimiyet yok. bir şeyleri kırmam lazım. kafaları açıyoruz, hindistan lazım, kafası var.
-- murat var. 2 ye gidiyor. dedi ki:
"3 şeyin sonu yoktur. bu dünyanın, sayıların, bir de.. ağaçların sonu var mıydı?--
30 Haziran 2010 Çarşamba
9 Haziran 2010 Çarşamba
yıkılan binanın gölgesi kalır. mı?
bütün samimiyetimle söylüyorum
saat 2.45
şairane bir ananeden geliyoruz
saatin 3 ünün ne için uygun olduğunu düşünüyoruz
annemlerle babamlarla teyzemlerle ve halam
sadece altalta cümleler yokşa şiir değil haşa
ben bir şiir yazacağım. uf. sokağın bütün iniltisiyle şehirden kaçan gelinliğiyle sincap çığlıkları kaldırım sonu rögar ve hastane önü çınar. şiir resimlerle yazılır dendi ben bir resim arıyorum içinde annem de olacak. valla şerefsizim olacak. gerekirse okul bile olur. biraz lümpen muhaliflik. az biraz sevgi bile olur. şumüllü. şamil. şo. ayıpsıyorum kendimi saatime bakıyorum sokak boş ama kenardan yürüyorum. sorunun nerede olduğunu anlıyorum. ben st. petersburg un st. petersburg olduğu zamanları kaçırdım. şehrimden nehir geçmedi. su deposu taşardı ve biz heyecanlanırdık. evin 200 metre -önce yüz yazdım sonra sildim iki yüz yazdım ben kime neyi yazıyorum- ötesindeki göle gitmedik. gitsene çocuk değil misin anasını satayım. git bir mahalleli ol. dayak yemedim abi daha büyük bir travma var mı. çok delikanlı abiler var ya böyle sözünü sakınmayan. nasıl hayranım. dik duruyorlar işte stabiliteyi savunuyorlar daha da önemlisi yaşıyorlar. diyorum ki bu hayranlığım beni kurtarır mı. ne kadar eğri de olsam doğruluğa saygım sonsuz. ilkeliprensipli böyle düz ayak net. -bazen de dalgalanmayı savunmuyor muyum yaşamanın içini absurd doldurmuyor muyum sıkıcı demiyor muyum net adam sert olursan kırılırsın gençlik eğrilik güçsüzlük hayat belirtisidir ama neye güçsüzlük kime güçsüz tutarsızlık edebiyatla mı başladı nereye kadar yoliçi nereden sonra sapkın herkesin yoliçi kendine mi fıtrat deyip geçebilir miyim bana bunu bahşedin ya da bana biraz aşktan bahsedin onu da yapamazsanız kalbinizle buğzedin- mesela birisini övüyorlar diyorlar ki kafasında bir hedef var ve ondan taviz vermiyor. allah ım ben çok taviz veriyorum ben çok hata yapıyorum ben yolumu çok şaşırıyorum. bazı abiler var gazze ye gidiyorlar. gençliğime verilsin ben gidemiyorum. herkes in kendi gazzesi var. benim gazzemde çocuklarım ölüyor. durduramıyorum. ben sanırım kendimle evlenip balayıma gidiyorum.
saat 2.45
şairane bir ananeden geliyoruz
saatin 3 ünün ne için uygun olduğunu düşünüyoruz
annemlerle babamlarla teyzemlerle ve halam
sadece altalta cümleler yokşa şiir değil haşa
ben bir şiir yazacağım. uf. sokağın bütün iniltisiyle şehirden kaçan gelinliğiyle sincap çığlıkları kaldırım sonu rögar ve hastane önü çınar. şiir resimlerle yazılır dendi ben bir resim arıyorum içinde annem de olacak. valla şerefsizim olacak. gerekirse okul bile olur. biraz lümpen muhaliflik. az biraz sevgi bile olur. şumüllü. şamil. şo. ayıpsıyorum kendimi saatime bakıyorum sokak boş ama kenardan yürüyorum. sorunun nerede olduğunu anlıyorum. ben st. petersburg un st. petersburg olduğu zamanları kaçırdım. şehrimden nehir geçmedi. su deposu taşardı ve biz heyecanlanırdık. evin 200 metre -önce yüz yazdım sonra sildim iki yüz yazdım ben kime neyi yazıyorum- ötesindeki göle gitmedik. gitsene çocuk değil misin anasını satayım. git bir mahalleli ol. dayak yemedim abi daha büyük bir travma var mı. çok delikanlı abiler var ya böyle sözünü sakınmayan. nasıl hayranım. dik duruyorlar işte stabiliteyi savunuyorlar daha da önemlisi yaşıyorlar. diyorum ki bu hayranlığım beni kurtarır mı. ne kadar eğri de olsam doğruluğa saygım sonsuz. ilkeliprensipli böyle düz ayak net. -bazen de dalgalanmayı savunmuyor muyum yaşamanın içini absurd doldurmuyor muyum sıkıcı demiyor muyum net adam sert olursan kırılırsın gençlik eğrilik güçsüzlük hayat belirtisidir ama neye güçsüzlük kime güçsüz tutarsızlık edebiyatla mı başladı nereye kadar yoliçi nereden sonra sapkın herkesin yoliçi kendine mi fıtrat deyip geçebilir miyim bana bunu bahşedin ya da bana biraz aşktan bahsedin onu da yapamazsanız kalbinizle buğzedin- mesela birisini övüyorlar diyorlar ki kafasında bir hedef var ve ondan taviz vermiyor. allah ım ben çok taviz veriyorum ben çok hata yapıyorum ben yolumu çok şaşırıyorum. bazı abiler var gazze ye gidiyorlar. gençliğime verilsin ben gidemiyorum. herkes in kendi gazzesi var. benim gazzemde çocuklarım ölüyor. durduramıyorum. ben sanırım kendimle evlenip balayıma gidiyorum.
8 Haziran 2010 Salı
yunulan
evet
gördüklerimle görülenler bir
edil
mesela emil in sopası
onu geçtim başımın ağrısı
şey de örnek verilebilir: müziğin anlattığı
eski kitap kokusu
oyhş erekte
abi hepsini geçtim birşeye vardım
göbek.
gördüklerimle görülenler bir
edil
mesela emil in sopası
onu geçtim başımın ağrısı
şey de örnek verilebilir: müziğin anlattığı
eski kitap kokusu
oyhş erekte
abi hepsini geçtim birşeye vardım
göbek.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
günce
...sevgi' yle ilişkisinde, hikmet bütün zorluğun, bazı şeyleri öyle değil de böyle yapmamasından doğduğunu sanıyor; (orada onu söylemeseydim gibi). ya da bazı çatışmaların nedenini çok aptalca yanlışlarına bağlıyor. aklınca daha düzgün bir şeyler yapmaya, ilk yaptığının tersini yapmaya kalkıyor ve olmuyor. sonradan, hatırlarken, gene yanlış ümitlere kapıldığı, yanlış "games" ve "plays" oynadığı oluyor. bu arada sevgi ile ilgili gerçek olaylar, bu fantezileri yıkıyor. aslında iki insan arasında,-sevgi ile hikmet arasında- oldukları gibi olmaktan doğan bir çelişki bu. hikmet, sevgi' ye sığınıyor. teslim oluyor başlangıçta. fakat sevgi, böyle bir şey istemiyor; bir "insan" istiyor karşısında-...
oğuz atay - günlük
"tehlikeli oyunlar" üzerinde çalışırken.
oğuz atay - günlük
"tehlikeli oyunlar" üzerinde çalışırken.
23 Mayıs 2010 Pazar
annesinin kızlık soyadı: günce
...sonra hiç bir şey olmamış gibi kaldığım yerden yaşamaya devam ediyorum. başıma gelecek olayları yani yapmayı tasarladığım basit işleri gözönünde tutarak endişeleri, kuruntuları önümdeki olayın sonuna kadar erteliyorum. bugünlerde umutsuzluk var: boyumdan büyük işlere giriştim galiba. şimdi geri dönmesi de zor. bu yüzden görünüşte bir şeyler olmak için çabalıyorum. ne olursa olsun bana saygı göstermelerini istiyorum.
bana istisnasız herkes kızıyor; kafalarındaki "ben" i bozduğum için. ben onların hayallerinde tutarlıyım. belki kendi hayalimde de tutarlıyım. yaşarken bu iki tutarlılığın da dışındayım. her şeyle sırasında alay ettiğim halde kendimi gülünç durumlarda buluyorum. bu durumlar geçtikten E(t) kadar sonra kendimle de alay ediyorum. yalnız, artık hissediyorum ki, bunun sonu yok.
saatlerce hiç bir şey yapmadan evde oturuyorum; sonra , tam çıkarken, evde kalsaydım bir şeyler yapabilirdim.
Oğuz Atay-Günlük 1974
bana istisnasız herkes kızıyor; kafalarındaki "ben" i bozduğum için. ben onların hayallerinde tutarlıyım. belki kendi hayalimde de tutarlıyım. yaşarken bu iki tutarlılığın da dışındayım. her şeyle sırasında alay ettiğim halde kendimi gülünç durumlarda buluyorum. bu durumlar geçtikten E(t) kadar sonra kendimle de alay ediyorum. yalnız, artık hissediyorum ki, bunun sonu yok.
saatlerce hiç bir şey yapmadan evde oturuyorum; sonra , tam çıkarken, evde kalsaydım bir şeyler yapabilirdim.
Oğuz Atay-Günlük 1974
16 Mayıs 2010 Pazar
çok üzgün çözünüm
saatlerin geçmediği bir çağım var
bütün o çekingen iddialılığım
kurulmuş cümleleri sevemeyişim
sanrıdan beridir kokan.
içinden doğru doğurgan tevehhümlerimden sıyrıldığımda
akdeniz e indiğimde ya da
çelişik belirlenimler vücuda geliyor hayatım hakkında.
abiler, kollarıma geçirilen birşey var
dilim tutuluyor
ne zaman yerleştiği bilinmeyen bir insan var rahmimde.
anneme dönemiyorum
adım mühürlenmiş
kelimeleri büküp göğsüme sapladığımda
sancıdan kurtulur gibi olurdum
sökmek de
acıtıyormuş.
bütün o çekingen iddialılığım
kurulmuş cümleleri sevemeyişim
sanrıdan beridir kokan.
içinden doğru doğurgan tevehhümlerimden sıyrıldığımda
akdeniz e indiğimde ya da
çelişik belirlenimler vücuda geliyor hayatım hakkında.
abiler, kollarıma geçirilen birşey var
dilim tutuluyor
ne zaman yerleştiği bilinmeyen bir insan var rahmimde.
anneme dönemiyorum
adım mühürlenmiş
kelimeleri büküp göğsüme sapladığımda
sancıdan kurtulur gibi olurdum
sökmek de
acıtıyormuş.
10 Mayıs 2010 Pazartesi
güvercin adımlar
yaşama sanatındaki yetkinliğimi sorgular bulundum.
bir arkadaş buldu.
uçurumun kıyısında uçurtma olarak benliğimi uçurur.id.im.
kahve
yorgolu falan.
nasıl yani dedim
böylece yaşıyorsunuz.
yahu dedim, allah aşkına hiç mi dedim.
ne, dediler.
hiç mi yani, dedim.
hiç, dediler.
hiç
bir arkadaş buldu.
uçurumun kıyısında uçurtma olarak benliğimi uçurur.id.im.
kahve
yorgolu falan.
nasıl yani dedim
böylece yaşıyorsunuz.
yahu dedim, allah aşkına hiç mi dedim.
ne, dediler.
hiç mi yani, dedim.
hiç, dediler.
hiç
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
