30 Haziran 2010 Çarşamba

yol tutması

yani saçma tabi de. kalemle yazamamamı klavye bağımlılığına değil de kadim bir daktilo bağlılığına bağlamak istiyorum. pessoa o kadar sövüyor ki gezmek eylemine şu an gevaş' ta internet kafe köşesindeki varlığım bir utanca dönüşmekli. turizme eyvallahım yok elbet. yaptığım şeyin de ne olduğunu tam da bilemiyorum aslına bakarsak. tek derdim akşam nerede kalacağım mı şu an. bir nevi. şehri olduğu yerde bırakabildim mi? yok. niyetine girmiş miydim? hatırlamıyorum. istanbul' a dönmek ister miyim? hayır. nasıl da açık sorulu cevaplı yazıyorum üslubuma bile yansıdı gezmek daha huzurlu daha rahat. sanırım darlandıklarımdan kurtulmaklığımdır. ağustos' ta dönmek istiyorum. yani hiç dönmemecesine değil tabii ki. yani belki de dönemem, evet ama dönmek istiyorum. dönmezsem anlamsızlaşır eylemim. anlam, atfedilense, atfeden ben olayım isterim. ama eylemin niyeti ne kadar önceleyebileceği hakkında deniyorum yanılıyorum. iyi ki istanbul' da değilim. ama iyi ki iran yolunda mıyım? ya da iyi ki geziyor muyum? istanbul' da olmamanın tek alternatifi gezmek mi? baya kafam karışıkmış keşke yazmaya başlamasaydım.

bütün annelerin gözlerinden öpüyorum. ben çok iyiyim. keyfim gayet yerinde. biraz yalnızım. keşke daha yazılası bir ortam edinebilseydim.bu yazımı tatvan - van feribotunda beni motor dairesine çay içmeye davet edip gürültüden iletişimsizliğin zirvesini yaşatan ve bana dünyanın en suskun ve gürültülü sohbetini deneyimleten amcalara ithaf ediyorum. ben alienation neymiş gördüm. daha da marx okumam. bi türlü başlayamamıştım zatı.

bir şey daha diyeyim. ben baya yoğun yaşıyorum. yani normal bir şehir hayatının haftada ya da ayda bir kere sunduğu gerçekliğin perdesinin sıyrılması olayını günde 8 kere yaşıyorum. anlatılacak şeyler mi bilemiyorum. yazayım diyorum kalemle yazmaya gerçekten alışık değilim, anlatamıyorum. telefon? heyecanım fazla karışıyor kimle konuşsam bi saçmalıyorum. paylaşılamayanın peşiyse yol, baya ben yol' a koyuldum. ama aşk da bu yaşamaya "intrinsic" -oh, dear- yarım kalmışlığı, paylaşılamazlığı artırıyor. valla ben daha bi şey anlamadım. yani bir imgeler sürüsü var, hoşgelmişler, ama tam da bir teslimiyet yok. bir şeyleri kırmam lazım. kafaları açıyoruz, hindistan lazım, kafası var.

-- murat var. 2 ye gidiyor. dedi ki:

"3 şeyin sonu yoktur. bu dünyanın, sayıların, bir de.. ağaçların sonu var mıydı?--

3 yorum:

  1. Çok güzel dostum. Samimi söylüyorum. Konuşmak isterim. Kendine iyi bak. Eyvallah.

    YanıtlaSil
  2. ciddi anlamda telefonda nasıl saçmaladığını merak ettim. Karmakarışıklaşmakta olmanı, yazına yansıtmanı seviyorum. Belkide benim gibi içinde bulunduğun ruh halini direkt yazdığını düşündüğüm içindir takibiyetim. Uzun lafımın kısası parmakların dert görmesin

    YanıtlaSil
  3. Tanimadigim bir takipcim olarak yeriniz benim icin bambaska irem.

    sacmalamam istanbuldan uzakta 2 haftadir yalniz geziyor olmamdan kaynaklaniyor sanirim. yasadigim gercekustu durumlari paylasamamanin bir getirisi olabilir. nasil sacmaladigimi bilemedim. guzel yorum icin cok tesekkur ederim.

    YanıtlaSil