saatlerin geçmediği bir çağım var
bütün o çekingen iddialılığım
kurulmuş cümleleri sevemeyişim
sanrıdan beridir kokan.
içinden doğru doğurgan tevehhümlerimden sıyrıldığımda
akdeniz e indiğimde ya da
çelişik belirlenimler vücuda geliyor hayatım hakkında.
abiler, kollarıma geçirilen birşey var
dilim tutuluyor
ne zaman yerleştiği bilinmeyen bir insan var rahmimde.
anneme dönemiyorum
adım mühürlenmiş
kelimeleri büküp göğsüme sapladığımda
sancıdan kurtulur gibi olurdum
sökmek de
acıtıyormuş.
16 Mayıs 2010 Pazar
10 Mayıs 2010 Pazartesi
güvercin adımlar
yaşama sanatındaki yetkinliğimi sorgular bulundum.
bir arkadaş buldu.
uçurumun kıyısında uçurtma olarak benliğimi uçurur.id.im.
kahve
yorgolu falan.
nasıl yani dedim
böylece yaşıyorsunuz.
yahu dedim, allah aşkına hiç mi dedim.
ne, dediler.
hiç mi yani, dedim.
hiç, dediler.
hiç
bir arkadaş buldu.
uçurumun kıyısında uçurtma olarak benliğimi uçurur.id.im.
kahve
yorgolu falan.
nasıl yani dedim
böylece yaşıyorsunuz.
yahu dedim, allah aşkına hiç mi dedim.
ne, dediler.
hiç mi yani, dedim.
hiç, dediler.
hiç
29 Nisan 2010 Perşembe
10 Nisan 2010 Cumartesi
bay muannit müntehir
hadi çözümleme. inciğine cinciğine. saçımın telini beyazlatan ırstan başlamak bir yandan da tırsmak, benim aile çok küçük biz bir sülalenin tepesiyiz aşağı pek bakmıyoruz bakmış olsam da küçükken bir dışsallaştır bir it önce sonradan kim bunlar. her zaman bilim, her zaman tanım. geçmişsizlik sanki özgürleştiriyor oysa ki başına buyruk olandan hayır gelir mi bilemiyor. nuclear family. kaçulan! ailem bu kadar. şimdi yanlarındayım çok selamları var.
hop akademi. evet bilmek. yöntemli, araçlı, bilme eylemi. egolar tavan, egolar nal. sosyologlar sahaya iniyor antropoloji sahaya çıkıyor sağ kanattan yükselen bir ses var evet trarih tarih geliyor geliyor evet çalım fak devam ediyor napıyor ulan gole koşuyor abi sahaya inmeli ben ahaya indim ben ivory ben takılmak istiyorum valla böyle çabalar bei nereye getirir anne ben oğuz annneeeeee ulan bazen çok sinirleniyorum modern bir cinnet gelip tepeme oturuyor onunla dertleşmek yanyana yananyannanyana . avrupa sesimi duyar mısın, bunlar benim nacizane ayak seslerim.
şimdi sıra en sevdiğim bölümde! gençlik! canına yandımının. gençlik benim için çok güzel birşey. mesela her bahar gençleşirim. dünyanın gençliğiyle kıştan kalma yaşlılığım çelişir sonra ben de dünyevileşirim. spor yaparım, zayıflarım, yüzüme bir renk gelir, teveccühleri kabul ederim "ne kadar da yakışıklı olmuşsun, yanındaki kız arkadaşın mı" hayır. evet, baharları yakışıklı olurum. hayat gelir yüzüme ya! böyle nasıl güzel olurum! parlacık! neye elimi atsam çiçekler açar, bazen toprağa bile dokunurum! elektrik! siktir git pezevenk.
şimdi de broad scope, big picture, to be able to see the all aspects of sth. i want sb. to do smth:
çok yoruldum. çok fazla yoruldum. yorgunluğum beni daha fazla yoruyor çünkü kendimi suçluyorum diyorum ki sen nasıl yoruldum dersin insanlar strict muscle work pick it up put it down pick it up put it down pick it up put it down yani demek istediğim çok yorgunum çok başım ağrıyor. ya o değil de nasıl sıçtım son paragrafta. gayet böyle kendime güzel bir ben kurmuş gidiyordum böyle tanıdıklarıma eheh bu çocuk da böyle az tanıdıklarıma vahvah bu çocuk ne böyle. tanımadıklarıııım. orda mısınız vule? sizin aranızda süper insanlar var biliyorum. yani eminim var. herkese çok selam. iyi günler.
hop akademi. evet bilmek. yöntemli, araçlı, bilme eylemi. egolar tavan, egolar nal. sosyologlar sahaya iniyor antropoloji sahaya çıkıyor sağ kanattan yükselen bir ses var evet trarih tarih geliyor geliyor evet çalım fak devam ediyor napıyor ulan gole koşuyor abi sahaya inmeli ben ahaya indim ben ivory ben takılmak istiyorum valla böyle çabalar bei nereye getirir anne ben oğuz annneeeeee ulan bazen çok sinirleniyorum modern bir cinnet gelip tepeme oturuyor onunla dertleşmek yanyana yananyannanyana . avrupa sesimi duyar mısın, bunlar benim nacizane ayak seslerim.
şimdi sıra en sevdiğim bölümde! gençlik! canına yandımının. gençlik benim için çok güzel birşey. mesela her bahar gençleşirim. dünyanın gençliğiyle kıştan kalma yaşlılığım çelişir sonra ben de dünyevileşirim. spor yaparım, zayıflarım, yüzüme bir renk gelir, teveccühleri kabul ederim "ne kadar da yakışıklı olmuşsun, yanındaki kız arkadaşın mı" hayır. evet, baharları yakışıklı olurum. hayat gelir yüzüme ya! böyle nasıl güzel olurum! parlacık! neye elimi atsam çiçekler açar, bazen toprağa bile dokunurum! elektrik! siktir git pezevenk.
şimdi de broad scope, big picture, to be able to see the all aspects of sth. i want sb. to do smth:
çok yoruldum. çok fazla yoruldum. yorgunluğum beni daha fazla yoruyor çünkü kendimi suçluyorum diyorum ki sen nasıl yoruldum dersin insanlar strict muscle work pick it up put it down pick it up put it down pick it up put it down yani demek istediğim çok yorgunum çok başım ağrıyor. ya o değil de nasıl sıçtım son paragrafta. gayet böyle kendime güzel bir ben kurmuş gidiyordum böyle tanıdıklarıma eheh bu çocuk da böyle az tanıdıklarıma vahvah bu çocuk ne böyle. tanımadıklarıııım. orda mısınız vule? sizin aranızda süper insanlar var biliyorum. yani eminim var. herkese çok selam. iyi günler.
20 Mart 2010 Cumartesi
camus ya da kamu güzellemesi
otobüste karşımda oturan adam camı açmaya çalışan kısa saçlı kıza yardım etti. Açılmıyor mu dedikten sonra birkaç kez kendisi açmayı denedi. Her denemeden sonra kızı "açılmıyor ya" diyerek bilgilendirdi. kızın kısa saçlı bir arkadaşı gelince kız ayağa kalktı. karşımdaki adam suç işler gibi bir haletle kalktığı gibi kızın yerine oturdu. boşalan yere adam yaşlarında bir iş kadını oturdu. adam çapraz zumlarla kadını darladı. akmerkez durağında otobüsün kalabalıklığından dem vurdu. kadının tepkisini duyamadım. sanırım uzun bir diyalog gerçekleşmedi. kadın inmek için ayaklandığında adam zumlardan zum beğendi. kadını da beğendiğini belli etti. boşalan yere karşımdaki adamdan genç bir adam oturdu. beş dakika sonra kulak kabarttım. karşımdaki adam yanındaki adama "aslında sen şu işi de yapabilirsin ek olarak" dedi. şaşırdığında, tavsiye verirken, bazı cümle başlarında adamın koluna kaçamak temaslarda bulundu. bir ara pür dikkatimden rahatsız oldu. ineceğim durak yaklaşınca "pardon, saat kaç" dedim. "altıya yirmi var" dedi.
23 Şubat 2010 Salı
parizyen ayı
hatun kişi er kişiler. dert edindiklerimdir. insanlar yani. budur. peki hayalimin haber vermeden uzaklaşmak olması. üstüme çok dert bindirmiş gibi davranıyorum. ama bakınca çok da dert yok gibi. dert, edindiklerimdir. bi oradanlar bi buradanlar. ya benim evim neresi yaa. delöz topsun olum. yersiz yurtsuzlaştım. mesela bir kızı sevseydim. yani 1 kızı sevseydim. daha iyi daha kolay. oysa ki bir cinsin. yaklaşık insanlığın yarısına tekabül ediyor. alayına hastayım. alabildiğine tembelliğim, tenselliğim ve yarım tinselliğimle. göbeğimi de unutmayalım. bölgesel kıllanmamı da es geçemem. mesela tişörtten fırlayan sırt kıllarım. ulan utanmasam seslenirim size: bu yaşta adamın üstüne ne bu geliş? nasıl yani? hani bu sosyalliğimle sizi nasıl bağdaştırabilirim. bir potada eritirim. toplum kabul etmiyor lan beni. soyunana kadar varım. ben de bütün kimliğimle mevcut olan vücudumla yani neyim varsa onunla birisine demek istiyorum: merhaba! ne varsa alayımla gideyim istiyorum alayına. birisine de bilinçli yanaşayım. o da desin olduğu yerden odur budur. abi allah aşkına unutmayalım burdur da bir göl var. bazı insanlar göl kenarında yaşıyor. feminist mi olsam?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
